İlgi Çeken Fotoğraflar

ozgur35

Aktif
Konum
İzmir
Araç Markası
2011-Mazda 3 İmpresive
Araç Renk ve Tip
Gri-Hb
Yok bunlar onlar değil. Onlar lut gölü çevresinde yaşayan kavim.
Aynen Lut kavmi . Öldeniz rakimi -400 metre deniz derinligi de -800 mus dunyadaki tek eksi kotlu yer
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Ben Pompei ile karistrdim
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Fikir güzel de kadraj kötü. :cool:
Dee gidim deee, nerede eski fotoğrafçılar? DSLR icad oldu mertlik bozuldu. :p
Fotoğraf ve makinesi ile tanışmam Almanya'da 1978 yılında olmuştu, 5 yaşındaki çocuk aklımla o makinenin fotoğraf çektiğine (hemi de renkli) inanana kadar neler düşünmüştüm kim bilir... Daha sonrasında Polaroid'lerin fotoğrafı çeker çekmez insanın fotoğrafı iki dakika içinde eline verdiği gerçeği bir kez daha çocuk dünyamı alt üst etmişti orası ayrı tabi. :D

Daha sonrasında fotoğraf merakım Zenit Analog makine ile kesişince hiç anlamadığım fotoğraf tekniklerini deneme yanılma yoluyla öğrenmeye çalıştım, nice 36'lık filmleri heba ettim, nice fotoğraf tab yapan yerleri zengin ettim bilmiyorum. İşin keyfini sürmek için özellikle Analog makinelerde büyük tecrübeler gerekiyor ki, istediğin kareyi üç aşağı beş yukarı yakalayabilesin... Aksi takdirde; Iso-Zaman-Diyafram üçlüsü, karşına Bermuda Şeytan Üçgeni olarak çıkıverir... :)

Bir bakıma DSLR makineler olayı pratikleştirmek adına iyi oldu ama, özellikle bilgisayarlardaki düzenleme programları ile birlikte herkes fotoğrafçı olup çıktı. Olayın sanatsal ve bilgi tarafı askıya alındı gibi bir şey oldu.
 

Bayraktar

マツダ
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Fotoğraf ve makinesi ile tanışmam Almanya'da 1978 yılında olmuştu, 5 yaşındaki çocuk aklımla o makinenin fotoğraf çektiğine (hemi de renkli) inanana kadar neler düşünmüştüm kim bilir... Daha sonrasında Polaroid'lerin fotoğrafı çeker çekmez insanın fotoğrafı iki dakika içinde eline verdiği gerçeği bir kez daha çocuk dünyamı alt üst etmişti orası ayrı tabi. :D

Daha sonrasında fotoğraf merakım Zenit Analog makine ile kesişince hiç anlamadığım fotoğraf tekniklerini deneme yanılma yoluyla öğrenmeye çalıştım, nice 36'lık filmleri heba ettim, nice fotoğraf tab yapan yerleri zengin ettim bilmiyorum. İşin keyfini sürmek için özellikle Analog makinelerde büyük tecrübeler gerekiyor ki, istediğin kareyi üç aşağı beş yukarı yakalayabilesin... Aksi takdirde; Iso-Zaman-Diyafram üçlüsü, karşına Bermuda Şeytan Üçgeni olarak çıkıverir... :)
Abi sen böyle anlatınca benim de 90'lı yıllardaki makineler aklıma geldi. O zaman için büyük bir lükstü ki bizim evde neden vardı ve nasıl almıştık şimdi düşününce bile şaşırıyorum ama vardı. :D İlk başta doğum günü ve bayramlarda ortaya çıkarılan bu icad ilerleyen zamanlarda gözden düşmekle birlikte çocuk ben'in elinde oyuncak olmuştu. Can sıkıntısına evde bir şeyler çekerdim ki babam aylık olarak bir film rulo kota koymuştu. Fakirliğe gel, makine var ama banyo paran yok. Son model cep telefonun olup kontör alacak paran olmamasına eşdeğer yaşam tarzımız o zamanlardan geliyor demek ki? :D

Tabi benim dediğim makineler tümleşik (hatta diyafram açıklığı 8'lerde 10'larda gezen sıradan) 30mm lenslere sahip orta sınıf filmli makineler, odak modak hak getire; bas çek o kadar. :D Bir tek flash opsiyonel ki onun da dolum sesi hala kulaklarımdadır. :komik: Çektikten sonra ince tiz bir ses çıkarırdı ve arkasındaki yeşil ışık yanması beklenirdi falan... Sonra liseye başlayınca hazırlık sınıfında okuduğumuz İngilizce ders kitaplarının yanında (kitabın adı da Snapshot'tı) fotoğraf makinesi hediye etmişlerdi. Her ne kadar fotoğrafı çektikten sonra filmi elle sarıyor olsak da iş görüyordu. Düşünün ki o yıllarda artık o kitaplara nasıl bir para vermişsek yanında makine hediye ediyorlar. Ömrünü yemişim babamın vallahi... :cool: Neyse işte güzel günlerdi 90'lar...

Bir bakıma DSLR makineler olayı pratikleştirmek adına iyi oldu ama, özellikle bilgisayarlardaki düzenleme programları ile birlikte herkes fotoğrafçı olup çıktı. Olayın sanatsal ve bilgi tarafı askıya alındı gibi bir şey oldu.
Yazdığın son paragraf o kadar yerinde ki ticari bir şekilde yaptığım fotoğraf çekimlerini bırakmamdaki en önemli neden de bu olmuştu. Burada fotoğrafı herkes çeker denebilir tabi ki de... Öyle de olmalıdır. Hele ki DSLR bir makineniz varsa alın Auto moduna arkanızla bile fotoğraf çekersiniz, bozuk çıkmasının imkanı da yok. Kurallara mı bakacağım, o kadar para vermişim makineye, değil mi? :D Ama bunu ticari şekilde yapan kişiler kullanıyorsa ve makineyi alınca fotoğrafçı olunduğunu düşünüp kendini "potooğrapır" diye nitelendiriyorsa sorun orada başlıyor. Teknik meknik yok bam bam bam! :D Burada talep edenlerin istekleri aslında tekniğe ihtiyacı duyulup/duyulmayacağını doğuruyor. Kaç kişi altın oranı düşünerek fotoğrafını yorumluyor ki? "Yeeaa burada da sivilcem çıkmış, ayy ne kadar kilolu çıkmışım" falan gibi yorum yapan bir talebe karşı salyangozlara, bir bölü üçlere falan ne hacet? Alan derinliği mi? "Boş ver derinliği serinliği, sen benim dudaklarımı biraz dolgunlaştır." ;) "Bakiyim benim gözlerim hangi renk çıkmış, onu biraz daha yeşillendirebilir miyiz?" :p İşte bu noktada böyle beklentilere karşı program işi kotarıyor. Lens ve makina olanı aktarır ama insanların gözü artık o kadar çok doyuyor ki özellikle portre fotoğraflarında hele ki karşındaki dişi bir müşteriyse onu ancelina coli yapmak durumundasın. Diyemiyorsun ki "malzeme bu, yani bu fotoğraftaki sensin; çok fazla şeyler bekleme makineden" diye. :p

Bir de lensin ebatsal büyüklüğüne takılanlar oluyordu, şimdi hala var mı bilmiyorum. :) 35mm lens ile çekim yaparken lensin cücüklüğüne bakarak "ülen o kadar para veriyoruz adamın kullandığı makineye bak" gibi bakış atanları iyi hatırlıyorum. Bunlara önlem olarak ve kendini tatmin etmek için 70-300mm lens alanları ve çamur gibi fotoğrafı çekenler de vardı tabi. Arada kuş çekmeye gidiyorlardı, o kadar para verdik bir işe yarasın bari diyerekten... :koptum::koptum::koptum: Tee Allah'ım ya ne zor günlerden geçmişiz... :p Neyse işte, tüketicilerimiz böyle olunca arzı yaratanlar da sadece para verip makine ve bir bagaj dolusu ekipman alanlar oluyor işte. Sonra da buradaki vatandaş gibiler (kadrajı da geçtim, daha makineyi tutuşu bile faul) de para kazanıyor. Sanat yerlerde be abijim! :D
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Abi sen böyle anlatınca benim de 90'lı yıllardaki makineler aklıma geldi. O zaman için büyük bir lükstü ki bizim evde neden vardı ve nasıl almıştık şimdi düşününce bile şaşırıyorum ama vardı. :D İlk başta doğum günü ve bayramlarda ortaya çıkarılan bu icad ilerleyen zamanlarda gözden düşmekle birlikte çocuk ben'in elinde oyuncak olmuştu. Can sıkıntısına evde bir şeyler çekerdim ki babam aylık olarak bir film rulo kota koymuştu. Fakirliğe gel, makine var ama banyo paran yok. Son model cep telefonun olup kontör alacak paran olmamasına eşdeğer yaşam tarzımız o zamanlardan geliyor demek ki? :D

Tabi benim dediğim makineler tümleşik (hatta diyafram açıklığı 8'lerde 10'larda gezen sıradan) 30mm lenslere sahip orta sınıf filmli makineler, odak modak hak getire; bas çek o kadar. :D Bir tek flash opsiyonel ki onun da dolum sesi hala kulaklarımdadır. :komik: Çektikten sonra ince tiz bir ses çıkarırdı ve arkasındaki yeşil ışık yanması beklenirdi falan... Sonra liseye başlayınca hazırlık sınıfında okuduğumuz İngilizce ders kitaplarının yanında (kitabın adı da Snapshot'tı) fotoğraf makinesi hediye etmişlerdi. Her ne kadar fotoğrafı çektikten sonra filmi elle sarıyor olsak da iş görüyordu. Düşünün ki o yıllarda artık o kitaplara nasıl bir para vermişsek yanında makine hediye ediyorlar. Ömrünü yemişim babamın vallahi... :cool: Neyse işte güzel günlerdi 90'lar...



Yazdığın son paragraf o kadar yerinde ki ticari bir şekilde yaptığım fotoğraf çekimlerini bırakmamdaki en önemli neden de bu olmuştu. Burada fotoğrafı herkes çeker denebilir tabi ki de... Öyle de olmalıdır. Hele ki DSLR bir makineniz varsa alın Auto moduna arkanızla bile fotoğraf çekersiniz, bozuk çıkmasının imkanı da yok. Kurallara mı bakacağım, o kadar para vermişim makineye, değil mi? :D Ama bunu ticari şekilde yapan kişiler kullanıyorsa ve makineyi alınca fotoğrafçı olunduğunu düşünüp kendini "potooğrapır" diye nitelendiriyorsa sorun orada başlıyor. Teknik meknik yok bam bam bam! :D Burada talep edenlerin istekleri aslında tekniğe ihtiyacı duyulup/duyulmayacağını doğuruyor. Kaç kişi altın oranı düşünerek fotoğrafını yorumluyor ki? "Yeeaa burada da sivilcem çıkmış, ayy ne kadar kilolu çıkmışım" falan gibi yorum yapan bir talebe karşı salyangozlara, bir bölü üçlere falan ne hacet? Alan derinliği mi? "Boş ver derinliği serinliği, sen benim dudaklarımı biraz dolgunlaştır." ;) "Bakiyim benim gözlerim hangi renk çıkmış, onu biraz daha yeşillendirebilir miyiz?" :p İşte bu noktada böyle beklentilere karşı program işi kotarıyor. Lens ve makina olanı aktarır ama insanların gözü artık o kadar çok doyuyor ki özellikle portre fotoğraflarında hele ki karşındaki dişi bir müşteriyse onu ancelina coli yapmak durumundasın. Diyemiyorsun ki "malzeme bu, yani bu fotoğraftaki sensin; çok fazla şeyler bekleme makineden" diye. :p

Bir de lensin ebatsal büyüklüğüne takılanlar oluyordu, şimdi hala var mı bilmiyorum. :) 35mm lens ile çekim yaparken lensin cücüklüğüne bakarak "ülen o kadar para veriyoruz adamın kullandığı makineye bak" gibi bakış atanları iyi hatırlıyorum. Bunlara önlem olarak ve kendini tatmin etmek için 70-300mm lens alanları ve çamur gibi fotoğrafı çekenler de vardı tabi. Arada kuş çekmeye gidiyorlardı, o kadar para verdik bir işe yarasın bari diyerekten... :koptum::koptum::koptum: Tee Allah'ım ya ne zor günlerden geçmişiz... :p Neyse işte, tüketicilerimiz böyle olunca arzı yaratanlar da sadece para verip makine ve bir bagaj dolusu ekipman alanlar oluyor işte. Sonra da buradaki vatandaş gibiler (kadrajı da geçtim, daha makineyi tutuşu bile faul) de para kazanıyor. Sanat yerlerde be abijim! :D
Keyifle, hüzünle okudum ellerine sağlık. Yakın tarih fotoğrafçılığı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Küçücük lensler cep telefonlarına entegre olunca olay bir level daha atlamış oldu. Telefon bakarken çoğu insan ilk önce kamera özelliklerini sorguluyor... Yani Dslr popülizmi de rahmetli olmak üzere. :)
 

Bayraktar

マツダ
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Keyifle, hüzünle okudum ellerine sağlık. Yakın tarih fotoğrafçılığı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Vallahi ben de hüzünlendim abi. Bir yandan da iyi olmuş tabi bazı şeyler. O zamanlar öğrendiğim programlar olmasaydı şuan ki işimi de yapmıyor olurdum herhalde... Nereden nereye? Pikselden vektörele falan dermişim. :)

Küçücük lensler cep telefonlarına entegre olunca olay bir level daha atlamış oldu. Telefon bakarken çoğu insan ilk önce kamera özelliklerini sorguluyor... Yani Dslr popülizmi de rahmetli olmak üzere. :)
DSLR'ların, aynasız makineler çıkınca pabucu dama atılacak gibi düşünülmüştü de tam olarak aynasızlar o boşluğu dolduramadı sanırım. O yüzden cep telefonları yanına bile yaklaşamaz diye düşünüyorum ve öyle ümit ediyorum. Epeydir uzak olduğumdan şuan durum nedir bilmiyorum da DSLR'ın zevki başka tabi, shutter sesi bile tercih sebebi. ;)
 
Üst Alt