İlahi Dinler

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #41
Olayın bir de başka bir boyutu var. Konuşmalarda babamızın dini diye güzel bir benzetme yapılıyor.
Biz yaşadığımız dini anne babalarımızdan öğrendik. Onlarda kendi anne babalarından. Yani geleneksel hale gelen bir dini yaşıyoruz (veya yaşamıyoruz). Burada doğru bildiğimiz yanlışları öğrenmemiz gerekli.
Mesela müslümanlığa yönelmek isteyen veya yanlış gördüğü/anladığı şeylerden dolayı agnostikliğe, deistliğe, ateistliğe yönelen insanlara olayın doğru taraflarını anlatabilmemiz gerekli.
Kuran'da, "ben bunları anamdan babamdan gordugum icin boyle uyguladim, yanlis oldugunu bilmiyordum" diye bir bahane yoktur diyor defalarca, okuyun ogrenin diyor.
Aynı şeyi diyorsunuz işte ...
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Bu durum, Kader'e girer ki, bambaşka bir mecradır, bir çoğu insanın anlayamadan yaşadığı... ;)

Allah, kime hakettiği derecede neyi diliyorsa o nasip olur, değilse kimse ne verebilir, ne de önüne geçebilir... "şartlar" meselesi... :D Verir imtihan eder, vermez imtihan eder... Ameller niyetlere göre şekillenir, insanın kaderi de niyetine bağlanmıştır... ;)

Şurayı unutmayalım ki; müslümanlar mükemmel değildir, İslamdır mükemmel olan... Mükemmel olanı kavrayıp, bu yönde yaşamayı şekillendirirsek, o mükemmeliyet insanı kurtarır...

* * *
Ateist olduğunu iddia eden şahsiyetin sorduğu bi soruyu örnekleyebilir misin?
Cinsellikle ilgili birşeydi, açıklamayayım o kısmı, ben araştırıp dığru olmadığını ispatlamıştım.
Ama onu araştırırken başka birşey öğrendim;
Ayet , biz herşeyden çift yarattık diyor. Ama sadece dişi olan bir deniz canlısı var. Bu dişiler birbirleriyle çiftleşip yapay çoğalıyorlarmış ( o ne ise bilmiyorum)
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

@Domestos veli abi, Allah istediğine nasip ediyorsa, diğerlerinin suçu ne.
Aslında çok dağınık ilerledi konu benim yüzümden , biraz da abi senin yüzünden.
Bir başka soru müslüman olmayan cennete girecek mi?
 
Son düzenleme:

ALPEREN58

•°•°• Mehmet •°•°•
Konum
Sivas
Araç Markası
1999 Mazda 323F Astina
Araç Renk ve Tip
Kahverengi-Şampanya
Öncelikle kutsal kitabımız hakkında yetkin bir insan olmadığımı ve yazacağım şeylerin ders verme niteliği taşımadığını belirtmek isterim. Kuran-ı Kerim, kendisini tanımadan, sistemini tanımadan, hitap şeklini tanımadan şıp diye anlaşılabilecek sıradan bir kitap değil, çünkü herhangi bir yaratılmışın kelamı değil. Bu "Sadece özel insanların anlayacağı ve yorumlayacağı bir kitaptır." anlamına gelmez. Onu anlamak için yazılan tefsirler anlayabilmemiz noktasında bize yardımcı olmaktadır. Tefsir işi bir uzmanlık işidir. Neden uzmanlık ister? "Kuran-ı Kerim apaçık değil midir?" diye sorulabilir. En basitinden Arapça diline hakim olmayı gerektirir. Bunun içine birçok ilim yazılabilir. Bu ilimleri tahsil eden bir kişi Allah'ın yardımıyla tek başına Kuran-ı Kerim'i bizden daha iyi anlayacaktır. Fakat konuyla hemhal olmuş kişilerin -işin ehli- görüşlerinden de faydalanılmalıdır diye düşünmekteyim.

Meal ile tefsir arasında dağlar kadar fark vardır. Örneğin bir ayetin tefsirine baktığınızda;
*Ne zaman ve nerede indirildiği,
*Hangi olay üzerine indirildiği,
*Kimi muhattap aldığı,
*O dönemde hangi olay ve gazaların cereyan ettiği,
*Dönemin sosyal ve kültürel analizleri,
*Bağlantılı ayetler,
*Surenin isminin nereden geldiği vs. birçok anektot tefsirin başında okuyucuyla paylaşılır. Yani Kuran-ı Kerim'den seçilen bir ayeti, şayet derinlemesine anlamak istiyorsak belki 5-6 tefsir gözden geçirilmeli ve ilgili anekdotlar göz önüne alınarak değerlendirilmelidir.

Fakat birçok kişi-bendeniz de dahil- çaba harcamak yerine, sadece mealler üzerinden yol alıyoruz. Daha da kötüsü menşeinin ne olduğunu bilmediğimiz internet sitelerinde bulunan yorumlara kolayca aldanıyoruz. Aslında cennetten arsa satın alan yaşlı dayı ile aynı kulvarda koşuyoruz. Bize sunulan karşısında hemen ikna olmayı tercih ediyoruz. Konuyu şuraya getirmek istiyorum. Dünyalık bir nimeti, en azından bir simidi bile çalışmadan alamıyoruz. Dini konularda ise tam bunun tersine hazır yorumlanmış, derlenmiş bilgilerin peşine koşuyoruz. Kuran-ı Kerim gerçekten açıp okunmadan anlaşılabilecek, çaba gösterilmeden hakim olunabilecek bir konu değil. En basitinden, insanın anne karnından itibaren gelişimini öğrenmek için tıp kitapları okuyoruz. Diğer taraftan tüm yaratılmışlardan bahseden Kuran-ı Kerim'i bir çırpıda anlamaya ve apaçık olmaya davet ediyoruz. Maalesef inanmayanlar Kuran'ı öğrenebilmek için okuyor. Biz inananlar ise okuyabilmek için öğreniyoruz...

Yetişebildiğim son sorunun acizane cevabını karalayayım biraz. Allah'a iman etmeyen kimse cennete giremeyecek. Bu çok açık ve net. Bakın Allah'a iman bir ve tek olduğuna inanmaktır. Hristiyanlar giremeyecek, çünkü onlar Allah'a Hz. Meryem ve Hz. İsa'yı tanrı yerine koyuyor. Hatta filmlerden aşinayız. "Ey yüce İsa" diye dua ederler. Yahudilere gelince onlar hepten kördüğüm zaten. Kendilerince Rab'lerini kıyamete zorlayan, mecbur kılan acayip tipler. Kabala inancını anlatan her kitapta buna rastlamak mümkün. Zaten böcüğe, cücüğe, ineğe tapanları açıklamaya gerek yok. Kuran_ı Kerim'den birkaç ayet:
“Şüphesiz ki Allah katında tek din İslam’dır…” (Al-i İmran 19)

“Peki onlar, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de istemese de- O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler.” (Al-i İmran 83)

“Kim İslam’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.” (Al-i İmran 85)
 

Bayraktar

Doğayı Sev Xedos'u Öp!
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Evde iki gardrop kurayım dedim neler paylaşılmış böyle ya? :D

Konuyla ilgili genel bir düşünce paylaşayım. Bana göre "kutsal kitaplar" veya "tanrı inancı" bu tarz yerlerde yani umuma açık muhitlerde tartışmaya pek açık değildir ki bu konu da "ister istemez" bir tarafın kalbini kıracaktır. En basitinden hiç bir hakaret veya alay içermese bile, kişilerin inançları veya inanmadıkları doğrultusunda yazılanlar hep diğer kesmi üzecek/kıracak/tahrik edecek vs. bir risk içermektedir. Nasıl ki din sorgulandığında kutsal şeylere karşı (ister istemez) "karşıdaki kişinin inancına göre" etik olmayan cümlelerin kurulması hoş karşılanmayacağı gibi; inanan birinin de ateist, agnostik, deist, panteist, pananteist görüşlere karşı bu sınırı yakalaması gerekmektedir. İnanmayan birinin peygamber hakkında "hazreti" kelimesini kullanmadan sadece "Muhammed" demesi inançlı insanlar tarafından yadırganabiliyorsa; inançlı insanların da peygamber veya tanrı inancı olmayan kişiler için de (ateist kelimesi kullanılırken özellikle) o insanların hiç bir şeyi düşünmeden, etmeden bu fikre ulaşmış olmaları ya da bunun bir moda akımı olarak gördüklerini düşündüren cümleler kurmaları da hoş olmayacaktır.

Özetle toplumumuzda "farklı farklı inancı olan" ya da "inançsızlığı da farklı farklı olan" insanlar nasıl ki var ise forumumuzda da mevcuttur diye düşünüyorum. O yüzden bu konu kendi içimizdeki mutlaka bir kesmi şiddetlendirecek, küstürecek veya kırdıracaktır ister istemez. Umarım öyle olmaz... ;)
 

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #44
Öncelikle kutsal kitabımız hakkında yetkin bir insan olmadığımı ve yazacağım şeylerin ders verme niteliği taşımadığını belirtmek isterim. Kuran-ı Kerim, kendisini tanımadan, sistemini tanımadan, hitap şeklini tanımadan şıp diye anlaşılabilecek sıradan bir kitap değil, çünkü herhangi bir yaratılmışın kelamı değil. Bu "Sadece özel insanların anlayacağı ve yorumlayacağı bir kitaptır." anlamına gelmez. Onu anlamak için yazılan tefsirler anlayabilmemiz noktasında bize yardımcı olmaktadır. Tefsir işi bir uzmanlık işidir. Neden uzmanlık ister? "Kuran-ı Kerim apaçık değil midir?" diye sorulabilir. En basitinden Arapça diline hakim olmayı gerektirir. Bunun içine birçok ilim yazılabilir. Bu ilimleri tahsil eden bir kişi Allah'ın yardımıyla tek başına Kuran-ı Kerim'i bizden daha iyi anlayacaktır. Fakat konuyla hemhal olmuş kişilerin -işin ehli- görüşlerinden de faydalanılmalıdır diye düşünmekteyim.

Meal ile tefsir arasında dağlar kadar fark vardır. Örneğin bir ayetin tefsirine baktığınızda;
*Ne zaman ve nerede indirildiği,
*Hangi olay üzerine indirildiği,
*Kimi muhattap aldığı,
*O dönemde hangi olay ve gazaların cereyan ettiği,
*Dönemin sosyal ve kültürel analizleri,
*Bağlantılı ayetler,
*Surenin isminin nereden geldiği vs. birçok anektot tefsirin başında okuyucuyla paylaşılır. Yani Kuran-ı Kerim'den seçilen bir ayeti, şayet derinlemesine anlamak istiyorsak belki 5-6 tefsir gözden geçirilmeli ve ilgili anekdotlar göz önüne alınarak değerlendirilmelidir.

Fakat birçok kişi-bendeniz de dahil- çaba harcamak yerine, sadece mealler üzerinden yol alıyoruz. Daha da kötüsü menşeinin ne olduğunu bilmediğimiz internet sitelerinde bulunan yorumlara kolayca aldanıyoruz. Aslında cennetten arsa satın alan yaşlı dayı ile aynı kulvarda koşuyoruz. Bize sunulan karşısında hemen ikna olmayı tercih ediyoruz. Konuyu şuraya getirmek istiyorum. Dünyalık bir nimeti, en azından bir simidi bile çalışmadan alamıyoruz. Dini konularda ise tam bunun tersine hazır yorumlanmış, derlenmiş bilgilerin peşine koşuyoruz. Kuran-ı Kerim gerçekten açıp okunmadan anlaşılabilecek, çaba gösterilmeden hakim olunabilecek bir konu değil. En basitinden, insanın anne karnından itibaren gelişimini öğrenmek için tıp kitapları okuyoruz. Diğer taraftan tüm yaratılmışlardan bahseden Kuran-ı Kerim'i bir çırpıda anlamaya ve apaçık olmaya davet ediyoruz. Maalesef inanmayanlar Kuran'ı öğrenebilmek için okuyor. Biz inananlar ise okuyabilmek için öğreniyoruz...

Yetişebildiğim son sorunun acizane cevabını karalayayım biraz. Allah'a iman etmeyen kimse cennete giremeyecek. Bu çok açık ve net. Bakın Allah'a iman bir ve tek olduğuna inanmaktır. Hristiyanlar giremeyecek, çünkü onlar Allah'a Hz. Meryem ve Hz. İsa'yı tanrı yerine koyuyor. Hatta filmlerden aşinayız. "Ey yüce İsa" diye dua ederler. Yahudilere gelince onlar hepten kördüğüm zaten. Kendilerince Rab'lerini kıyamete zorlayan, mecbur kılan acayip tipler. Kabala inancını anlatan her kitapta buna rastlamak mümkün. Zaten böcüğe, cücüğe, ineğe tapanları açıklamaya gerek yok. Kuran_ı Kerim'den birkaç ayet:
“Şüphesiz ki Allah katında tek din İslam’dır…” (Al-i İmran 19)

“Peki onlar, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de istemese de- O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler.” (Al-i İmran 83)

“Kim İslam’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.” (Al-i İmran 85)
Peki soruyla bağlantılı ikinci soru;
Hz.Muhammet döneminde ve sonraki asırlarda islam kelimesini dahi duymamış insanların durumu ne olacak.
Müslüman olmayanın da cennete gireceğine dair ayet var, hiç giremeyeceğine dair ayette.
 

Bayraktar

Doğayı Sev Xedos'u Öp!
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Peki soruyla bağlantılı ikinci soru;
Hz.Muhammet döneminde ve sonraki asırlarda islam kelimesini dahi duymamış insanların durumu ne olacak.
Müslüman olmayanın da cennete gireceğine dair ayet var, hiç giremeyeceğine dair ayette.
Abi boş ver bunları, sen neden düşünüyorsun ki? :p Faşo Ağa n'apıyor onu söyle? :koptum:
 

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #46
Evde iki gardrop kurayım dedim neler paylaşılmış böyle ya? :D

Konuyla ilgili genel bir düşünce paylaşayım. Bana göre "kutsal kitaplar" veya "tanrı inancı" bu tarz yerlerde yani umuma açık muhitlerde tartışmaya pek açık değildir ki bu konu da "ister istemez" bir tarafın kalbini kıracaktır. En basitinden hiç bir hakaret veya alay içermese bile kişilerin inançları veya inanmadıkları doğrultusunda yazılanlar hep diğer kesme üzecek/kıracak/tahrik edecek vs. bir risk içermektedir. Nasıl ki din sorgulandığında kutsal şeylerle karşı ister istemez "karşıdaki kişinin inancına göre" etik olmayan cümlelerin kurulmaması hoş karşılanmayacağı gibi inanan birinin de ateist, agnostik, deist, panteist, pananteist görüşlere karşı bu sınırı yakalaması gerekmektedir. İnanmayan birinin peygamber hakkında "hazreti" kelimesini kullanmadan sadece "Muhammed" demesi inançlı insanlar tarafından yadırganabiliyorsa; inançlı insanların da peygamber veya tanrı inancı olmayan kişiler için de (ateist kelimesi kullanılırken özellikle) o insanların hiç bir şeyi düşünmeden, etmeden bu fikre ulaşmış olmaları ya da bunun bir moda akımı olarak gördüklerini düşündüren cümleler kurmaları da hoş olmayacaktır.

Özetle toplumumuzda "farklı farklı inancı olan" ya da "inançsızlığı da farklı farklı olan" insanlar nasıl ki var ise forumumuzda da mevcuttur diye düşünüyorum. O yüzden bu konu kendi içimizdeki mutlaka bir kesmi şiddetlendirecek, küstürecek veya kırdıracaktır ister istemez. Umarım olmaz... ;)
Olacaksa konuyu kapatalım :)
Biri Hz. Demeden Muhammet diyorsa bu onu bağlar. En başta Allah'ın yada Hz. Muhammed'in savunulmaya ihtiyacı yok diye.
Bu konudan rahatsız olacak olan da bence konuya hiç yazmasın.
Ben renkli bi konu olacağını düşünmüştüm ki benim açımdan iyi gidiyor :) :)
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Abi boş ver bunları, sen neden düşünüyorsun ki? :p Faşo Ağa n'apıyor onu söyle? :koptum:
Ses arttı , ama canımı sıkamıyor. Lastik almam lazım , fiyatlar artarmı nisana kadar.
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Peki soruyla bağlantılı ikinci soru;
Hz.Muhammet döneminde ve sonraki asırlarda islam kelimesini dahi duymamış insanların durumu ne olacak.
Müslüman olmayanın da cennete gireceğine dair ayet var, hiç giremeyeceğine dair ayette.
Cennet, Allah ın buyruklarını yerine getirenler için var ve şartlar gereği kimin gidip gitmeyeceği açık...

Emredilen hiç bir şeyi yapma ve sonrasında Cennet'i hayal et veya gitmeyi bekle.

Ancak şöyle bir şeyle izah edilebilir;

 

Bayraktar

Doğayı Sev Xedos'u Öp!
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Olacaksa konuyu kapatalım :)
Biri Hz. Demeden Muhammet diyorsa bu onu bağlar. En başta Allah'ın yada Hz. Muhammed'in savunulmaya ihtiyacı yok diye.
Bu konudan rahatsız olacak olan da bence konuya hiç yazmasın.
Ben renkli bi konu olacağını düşünmüştüm ki benim açımdan iyi gidiyor :) :)
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:


Ses arttı , ama canımı sıkamıyor. Lastik almam lazım , fiyatlar artarmı nisana kadar.
Olmaması hepimizin temennisi. Konu iyi gidiyor fakat olma ihtimali de her ne kadar bizler birbirimizi tanıyor olsak da / kasıtlı bir saygısızlık etmeyeceğimizi bilsek de işin içine inanç girince narinleşiyoruz işte. İnsanız, hamurumuz böyle... Kimi zaman Michelin gibi yumuşak ve Nokian gibi sessiz; kimi zaman da Petlas gibi sert, yeri geldiğinde Falken gibi gürültülü olabiliyoruz... :komik::komik::komik:
Neyse... Ben hatırlatmamı yapmak istedim görev icabı. Yoksa bu tarz konularda kişisel olarak hassasiyet/alınganlık vs. gösterecek son kişilerden biriyimdir. Herkesin tuttuğu kendine bana kalırsa, ben Goodyear gibiyim; her yola gelirim, hepsinden birazcık var... :)

Böylece lastik konusunda da sana fikir vermiş oldum, anladın sen onu... ;)
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Ayet , biz herşeyden çift yarattık diyor. Ama sadece dişi olan bir deniz canlısı var. Bu dişiler birbirleriyle çiftleşip yapay çoğalıyorlarmış ( o ne ise bilmiyorum)

@Domestos veli abi, Allah istediğine nasip ediyorsa, diğerlerinin suçu ne.
Aslında çok dağınık ilerledi konu benim yüzümden , biraz da abi senin yüzünden.
Diyelim ki; her şey çift ama bir iki tür sadece tek cinsiyete sahip ve üreyebiliyor... Buradan çıkartılacak nokta; Kur'andaki çelişki değil, Allah'ın hikmet sahibi olduğudur. Bu açıdan bakılmayan her şey Ali İmran 7. Ayete tekabül eder...

Allah, insanların istediğini hak ettiği yönde nasip ediyor hocam, evde oturup da, hiç çalışmadan emek harcamadan, para kazanmadan Skyactiv Mazda 3 sahibi olayım deyip, de olunmuyor... :) Senin nasibinde bu varsa, çalışıp isteyip para kazanıp niyetlenmen gerekiyor ki, Mazda 3 sahibi olasın...

Diğerlerinin suçu; evde oturup Mazda 3 hayali kurmak veya istemek hocam... :) Bu kadar basit.

* * *

İnsanoğlunun yaratılıştan gelen donanımı, ıssız bir adada tek başına doğup büyümüş olsa da; Allah'ı bulacak şekilde yaratılmış olmasıdır... Bu yönde arayışı olacak ki, Allah'a ve emirlerine ulaşabilsin... Kaldı ki; bu devirde ulaşmak çok çok basit... Fakat; Muhammed'in 14 tane karısı varmış demeyle de bir yere varılmayacağı aşikar... :D :D

* * *

İslam Tarihi, Peygamberin hayatı, Kur'an da neler yazıyor, içeriği nedir? Yaratılış felsefesi nedir, ne değildir bilinmeden bu işlere başlamak en baştaki yanlıştır... Temel olacak ki; üzerine çıkabilelim... Yoksa, oruçlu iken sakız çiğnenir mi diye sorar dururuz...
 

romulus

Aktif
Konum
Kayseri
Araç Markası
Sephia
Araç Renk ve Tip
Sedan
Falken en sessiz lastiklerden değil mi yahu, etiket verileri gayet tatmin edici idi?Pratikte bir bilgim yok ayrı.

Peygamberler döneminde dünya nufusu gerçekten az ve adına ne diyorlardı hep tarih kitaplarında sıkça zikredilen diyar,(Mezopotamya mıydı emin değilim, google emmiyede sorasım gelmiyor :) ) işte o mekanda toplanılmıştı.Çoğu tabi,bizler ise Altay dağlarının kenarında tarih yazarken her ne kadar Kuran da geçmese de bir elçinin hangi kavme gelip gelmediği kesin değilken,kaldı ki bizlerde tek Tanrı inancına sahip iken, bu dediğiniz durum,haberdar olmamak biraz imkansıza dönüşüyor.Varsa bile Allahın adaleti ona nasıl tecelli edecek o Allah ile o kulun arasında,bizi ilgilendirmiyor çünkü bizim haberimiz var böyle bir dinin varlığından.
Benim Deistler ile hiç bir işim olmadı önceden de yazdığım gibi kendileri inanıp inanmazdan geliyor ya da daha değişik çarpık inançlar türetiyor.Neden çarpık çünkü hiç bir temeli yok.Çok klasik olacak ama Kuranın indiği o dönemde tatli ve tuzlu suyun karışmadığını yazabilecek bir varlık insan olamaz.Buna benzer nice yazılar mevcut ki misal biri arı suresinde arıya hitap edilirken hani ingilizcede kızlar için she ifadesi olduğu gibi arapça dişilik olarak bahsetmesi.Bana ya da inanmak isteyipte bir neden arayan birey için bu iki örneğin çok bile olması gerekirken hala bunun ve benim sığ bilgilerim ile bunlar çıkıyorken,araştırıp inanmamanın bir nedeni olabilir.İnat,çıkar vs...
Yine çok klasik olacak ama inatcı bireylerin herhangi birisi bu dünyanın toz bulutunun kendiliğinden durup dururken dünya oluşturmasına inanıp,bu dengenin,ayın hesabının,güneşin,samanyolunun evrenin bu intizamını görmeden,herhangi birisine desem ki senin ile daha önce hiç bir insanın ayak basmadığı bir çöle gideceğim.Lakin çölde bu inatçı bireyin ayağına minik bir toplu iğne batsa hemen diyecek ki beni kandırdın,daha önce burdan insan geçmiş.Anladınız demi :)
 

ALPEREN58

•°•°• Mehmet •°•°•
Konum
Sivas
Araç Markası
1999 Mazda 323F Astina
Araç Renk ve Tip
Kahverengi-Şampanya
Peki soruyla bağlantılı ikinci soru;
Hz.Muhammet döneminde ve sonraki asırlarda islam kelimesini dahi duymamış insanların durumu ne olacak.
Müslüman olmayanın da cennete gireceğine dair ayet var, hiç giremeyeceğine dair ayette.
Şimdi Üstadım şu ayete bir bakalım;
"Biz, bir peygamber gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz." (İsra 17.)
Açıklaması şöyle (Tefsirden bir kısmı):
Bu, Kur'an tarafından zihinlere farklı şekillerde işlenen diğer bir ilkedir. Burada ilâhî adaletin uygulanmasında elçinin önemi vurgulanmaktadır. Çünkü ceza veya mükafaat elçinin getirdiği mesaja göre belirlenmektedir. Bu mesaj ilgili kişilerin lehinde veya aleyhinde bir delil olarak kullanılacaktır. Aksi takdirde insanların cezalandırılması adil olmaz. Çünkü bu durumda insanlar, doğru yola uymalarını gerektiren bilginin kendilerine ulaşmadığı, bu nedenle de cezalandırılmamaları gerektiği özrünü öne sürebilirler. Fakat elçinin daveti belirli bir topluluğa ulaştıktan ve onlar bu daveti reddettikten sonra onlar için hiç bir özür imkanı kalmayacaktır.
Bazıları kendilerine sunulan daveti kabul etmek yerine, bu gibi ayetleri okuyarak sapıtırlar ve şöyle saçma sorular öne sürerler: "Hiç bir peygamberin tebliğini duymamış olanlar ne yapacaklar?" Bu tür insanlara verilecek en akıllıca cevap hüküm gününde kendilerinin ne halde olacağı sorusudur. Çünkü onlara elçinin tebliği ulaşmıştır. Diğer insanlara gelince, kimin daveti duyduğunu ve belirli bir kişinin ona karşı ne zaman, nasıl, ne dereceye kadar hangi tutumu takındığını en iyi Allah bilir. Kısacası bir kimsenin cezalandırılması için gerekli şartları hazırlayacak şekilde bir tebliğden haberdar olup olmadığını ancak Allah bilebilir.

Yine başka bir ayette:

“Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.” (6/125) demektedir.

“Allah, kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir”(Zümer 22). Yani hidayete erecekse Rabbi zaten yardımcı olacaktır diye anlıyorum. Boynuzsuz keçinin , boynuzlu keçiden ahirette hakkını alacağını vadeden Allah, muhakkak bahsettiğiniz kesimi yargılarken adaletle hüküm verecektir.

Bir de alimlerin görüşleri var. Tabi bu kısım ayetlere ek olarak hadislere de dayanıyor. Ben hadislere inandığım için bu kısmı da yazıyorum.

İslâm âlimleri fetret ehlini (sizin kastettiğiniz zümre) üç kısımda inceler:

1. Cenab-ı Hakkın varlık ve birliğini kendi aklı ve zekâsının yardımıyla düşünüp bulan ve bilen kimseler: Kus bin Sâide ve cennetle müjdelenen sahabilerden Said bin Zeyd'in babası Zeyd bin Amr gibi.

2. Tevhid inancını bozup değiştirerek putperestliği kabul eden ve kendilerine göre din uydurup insanları kendi çevresinde toplayanlar: Araplar arasında putperestliği çıkaran Amr bin Luhay ve diğer müşrikler gibi.

3. Ne mü'min ne de müşrik, herhangi müsbet veya batıl bir inanca sahip olmayıp bütün ömrünü gaflet içinde geçiren; akıl ve zihnini bu nevi meselelerle meşgul etmeyen kimseler. Cahiliye devrinde bu sınıfa giren insanlar da vardı.

Bu üç sınıftan ikinciler putperest olduklarından cehennemliktir. Üçüncü sınıfa girenler ise, gerçek mânâda fetret ehli olduklarından, bunlar cehennem ehli olmayacaklardır. Çünkü, kendilerine hak ve hakikati tebliğ edecek bir peygamber gelmediği, küfrü gerektirecek bir halleri de olmadığından ehl-i necattırlar.
 

romulus

Aktif
Konum
Kayseri
Araç Markası
Sephia
Araç Renk ve Tip
Sedan
Bu konuda size katılıyorum. Önümüzde gülen cemaati örneği tazeliğini yitirmedi.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Namaz vakitleri çok önemli bir konu. Diyanetin kıldırdığı sabah namazının çok erken olduğu ve bunun yalnızca teheccüd namazı olabileceğini söylüyorlar.
Ayrıca yatsı ezanının vaktin bitişini belirttiğini söylüyorlar. 2 haftadır namazlarımı bu süleymaniye vakfının vakitlerine göre kılıyorum. (Allah kabul eder inşallah)
Allah kabul etsin. Ben o konuda Diyanete uymanızı tavsiye ederim.Sonuçta diğer tarafta sorulduğunda resmi makama uydum diye yırtılabilir.Aksi durumda resmi makam dururken ne diye gidip onlara uydun denildiğinde verilecek cevap yok gibi :)
 

Bayraktar

Doğayı Sev Xedos'u Öp!
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Falken en sessiz lastiklerden değil mi yahu, etiket verileri gayet tatmin edici idi?Pratikte bir bilgim yok ayrı.

Peygamberler döneminde dünya nufusu gerçekten az ve adına ne diyorlardı hep tarih kitaplarında sıkça zikredilen diyar,(Mezopotamya mıydı emin değilim, google emmiyede sorasım gelmiyor :) ) işte o mekanda toplanılmıştı.Çoğu tabi,bizler ise Altay dağlarının kenarında tarih yazarken her ne kadar Kuran da geçmese de bir elçinin hangi kavme gelip gelmediği kesin değilken,kaldı ki bizlerde tek Tanrı inancına sahip iken, bu dediğiniz durum,haberdar olmamak biraz imkansıza dönüşüyor.Varsa bile Allahın adaleti ona nasıl tecelli edecek o Allah ile o kulun arasında,bizi ilgilendirmiyor çünkü bizim haberimiz var böyle bir dinin varlığından.
Benim Deistler ile hiç bir işim olmadı önceden de yazdığım gibi kendileri inanıp inanmazdan geliyor ya da daha değişik çarpık inançlar türetiyor.Neden çarpık çünkü hiç bir temeli yok.Çok klasik olacak ama Kuranın indiği o dönemde tatli ve tuzlu suyun karışmadığını yazabilecek bir varlık insan olamaz.Buna benzer nice yazılar mevcut ki misal biri arı suresinde arıya hitap edilirken hani ingilizcede kızlar için she ifadesi olduğu gibi arapça dişilik olarak bahsetmesi.Bana ya da inanmak isteyipte bir neden arayan birey için bu iki örneğin çok bile olması gerekirken hala bunun ve benim sığ bilgilerim ile bunlar çıkıyorken,araştırıp inanmamanın bir nedeni olabilir.İnat,çıkar vs...
Yine çok klasik olacak ama inatcı bireylerin herhangi birisi bu dünyanın toz bulutunun kendiliğinden durup dururken dünya oluşturmasına inanıp,bu dengenin,ayın hesabının,güneşin,samanyolunun evrenin bu intizamını görmeden,herhangi birisine desem ki senin ile daha önce hiç bir insanın ayak basmadığı bir çöle gideceğim.Lakin çölde bu inatçı bireyin ayağına minik bir toplu iğne batsa hemen diyecek ki beni kandırdın,daha önce burdan insan geçmiş.Anladınız demi :)
Söz konusu desitler ise "inanıp inanmamazlıktan gelme" tanımı kabaca doğrudur. :p Deizm kutsal kitapları yok sayarken tanrı inancına olumlu bakar. Tanrı vardır ve yaratıcıdır ama dinler ve peygamberler insan üretimidir, derler. Kendi görüşüme göre çokça yapılan bir yanlıştır bu sizin verdiğiniz Samanyolu, galasiler, evren vs. gibi örnekler ve bu tür savunma dinlerin varlığını delil olarak gösteremez. Şimdi bu konunun açılış amacını düşünürsek de inanç zorluğu çeken birine de bu durum İslamiyet'in varlığı konusunda bir delil oluşturmaz. Bir deist bu durumda "evet, tüm kainatı tanrı yarattı; ben de bir tanrının var olduğunu düşünüyorum, fakat bu dinlerin olduğu ve tüm evrenin bir yaratıcı tarafından yaratılmış olması kutsal kitapların da o yaratıcı tarafından gönderildiği anlamına gelmiyor ki" diyecektir.
 

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #54
Söz konusu desitler ise "inanıp inanmamazlıktan gelme" tanımı kabaca doğrudur. :p Deizm kutsal kitapları yok sayarken tanrı inancına olumlu bakar. Tanrı vardır ve yaratıcıdır ama dinler ve peygamberler insan üretimidir, derler. Kendi görüşüme göre çokça yapılan bir yanlıştır bu sizin verdiğiniz Samanyolu, galasiler, evren vs. gibi örnekler ve bu tür savunma dinlerin varlığını delil olarak gösteremez. Şimdi bu konunun açılış amacını düşünürsek de inanç zorluğu çeken birine de bu durum İslamiyet'in varlığı konusunda bir delil oluşturmaz. Bir deist bu durumda "evet, tüm kainatı tanrı yarattı; ben de bir tanrının var olduğunu düşünüyorum, fakat bu dinlerin olduğu ve tüm evrenin bir yaratıcı tarafından yaratılmış olması kutsal kitapların da o yaratıcı tarafından gönderildiği anlamına gelmiyor ki" diyecektir.
Hislerime tercüman tutuyorum seni :) :)
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Bir deist bu durumda "evet, tüm kainatı tanrı yarattı; ben de bir tanrının var olduğunu düşünüyorum, fakat bu dinlerin olduğu ve tüm evrenin bir yaratıcı tarafından yaratılmış olması kutsal kitapların da o yaratıcı tarafından gönderildiği anlamına gelmiyor ki" diyecektir.
Diyebilir tabiki de... Onu dediği andan itibaren tartışılan konu, İslam dini olmaz artık... :)
 

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #56
Şimdi Üstadım şu ayete bir bakalım;
"Biz, bir peygamber gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz." (İsra 17.)
Açıklaması şöyle (Tefsirden bir kısmı):
Bu, Kur'an tarafından zihinlere farklı şekillerde işlenen diğer bir ilkedir. Burada ilâhî adaletin uygulanmasında elçinin önemi vurgulanmaktadır. Çünkü ceza veya mükafaat elçinin getirdiği mesaja göre belirlenmektedir. Bu mesaj ilgili kişilerin lehinde veya aleyhinde bir delil olarak kullanılacaktır. Aksi takdirde insanların cezalandırılması adil olmaz. Çünkü bu durumda insanlar, doğru yola uymalarını gerektiren bilginin kendilerine ulaşmadığı, bu nedenle de cezalandırılmamaları gerektiği özrünü öne sürebilirler. Fakat elçinin daveti belirli bir topluluğa ulaştıktan ve onlar bu daveti reddettikten sonra onlar için hiç bir özür imkanı kalmayacaktır.
Bazıları kendilerine sunulan daveti kabul etmek yerine, bu gibi ayetleri okuyarak sapıtırlar ve şöyle saçma sorular öne sürerler: "Hiç bir peygamberin tebliğini duymamış olanlar ne yapacaklar?" Bu tür insanlara verilecek en akıllıca cevap hüküm gününde kendilerinin ne halde olacağı sorusudur. Çünkü onlara elçinin tebliği ulaşmıştır. Diğer insanlara gelince, kimin daveti duyduğunu ve belirli bir kişinin ona karşı ne zaman, nasıl, ne dereceye kadar hangi tutumu takındığını en iyi Allah bilir. Kısacası bir kimsenin cezalandırılması için gerekli şartları hazırlayacak şekilde bir tebliğden haberdar olup olmadığını ancak Allah bilebilir.

Yine başka bir ayette:

“Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.” (6/125) demektedir.

“Allah, kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir”(Zümer 22). Yani hidayete erecekse Rabbi zaten yardımcı olacaktır diye anlıyorum. Boynuzsuz keçinin , boynuzlu keçiden ahirette hakkını alacağını vadeden Allah, muhakkak bahsettiğiniz kesimi yargılarken adaletle hüküm verecektir.

Bir de alimlerin görüşleri var. Tabi bu kısım ayetlere ek olarak hadislere de dayanıyor. Ben hadislere inandığım için bu kısmı da yazıyorum.

İslâm âlimleri fetret ehlini (sizin kastettiğiniz zümre) üç kısımda inceler:

1. Cenab-ı Hakkın varlık ve birliğini kendi aklı ve zekâsının yardımıyla düşünüp bulan ve bilen kimseler: Kus bin Sâide ve cennetle müjdelenen sahabilerden Said bin Zeyd'in babası Zeyd bin Amr gibi.

2. Tevhid inancını bozup değiştirerek putperestliği kabul eden ve kendilerine göre din uydurup insanları kendi çevresinde toplayanlar: Araplar arasında putperestliği çıkaran Amr bin Luhay ve diğer müşrikler gibi.

3. Ne mü'min ne de müşrik, herhangi müsbet veya batıl bir inanca sahip olmayıp bütün ömrünü gaflet içinde geçiren; akıl ve zihnini bu nevi meselelerle meşgul etmeyen kimseler. Cahiliye devrinde bu sınıfa giren insanlar da vardı.

Bu üç sınıftan ikinciler putperest olduklarından cehennemliktir. Üçüncü sınıfa girenler ise, gerçek mânâda fetret ehli olduklarından, bunlar cehennem ehli olmayacaklardır. Çünkü, kendilerine hak ve hakikati tebliğ edecek bir peygamber gelmediği, küfrü gerektirecek bir halleri de olmadığından ehl-i necattırlar.
Güzel açıklama cidden, böyle ise ne güzel...
Kimi hidayete erdirmek istersem kısmına da değinelim , o kısmı açmak lazım...
 

romulus

Aktif
Konum
Kayseri
Araç Markası
Sephia
Araç Renk ve Tip
Sedan
Söz konusu desitler ise "inanıp inanmamazlıktan gelme" tanımı kabaca doğrudur. :p Deizm kutsal kitapları yok sayarken tanrı inancına olumlu bakar. Tanrı vardır ve yaratıcıdır ama dinler ve peygamberler insan üretimidir, derler. Kendi görüşüme göre çokça yapılan bir yanlıştır bu sizin verdiğiniz Samanyolu, galasiler, evren vs. gibi örnekler ve bu tür savunma dinlerin varlığını delil olarak gösteremez. Şimdi bu konunun açılış amacını düşünürsek de inanç zorluğu çeken birine de bu durum İslamiyet'in varlığı konusunda bir delil oluşturmaz. Bir deist bu durumda "evet, tüm kainatı tanrı yarattı; ben de bir tanrının var olduğunu düşünüyorum, fakat bu dinlerin olduğu ve tüm evrenin bir yaratıcı tarafından yaratılmış olması kutsal kitapların da o yaratıcı tarafından gönderildiği anlamına gelmiyor ki" diyecektir.
Aynen,benim hatam,ateist yerine deist yazmışım.
Onların ki daha da beter,ne yani yaratıp bıraktı ve bizi mi izliyor,bizden hiç bir şey beklemiyor mu?Kendi zatı şahaneleri bir elini sebebsiz yere cebine bile koymazken bu evreni yaratan bir üstün güç var ama bizden hiç bir şey beklemiyor.Merak ettim bunu nasıl açıklıyorlar acaba?Hatta birisi bana oturup bizi izliyor demişti :)La bir get dedim.
@Bayraktar ustat, arıya dişilik ile hitap eden bir sureden bahsediyorum, bu kitap insan işi nasıl olsun?Kraliçe arının varlığı hangi yüzyılda bilindi?Tatlı ve tuzluı suyun karışmadığı hangi yüzyılda öğrenildi.Hem haşa Muhammed çölde bedevi olacak hem de bunları bilecek.Kendi içinde tezat bu...
 
Son düzenleme:

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #58
Aynen,benim hatam,ateist yerine deist yazmışım.
Onların ki daha da beter,ne yani yaratıp bıraktı ve bizi mi izliyor,bizden hiç bir şey beklemiyor mu?Kendi zatı şahaneleri bir elini sebebsiz yere cebine bile koymazken bu evreni yaratan bir üstün güç var ama bizden hiç bir şey beklemiyor.Merak ettim bunu nasıl açıklıyorlar acaba?Hatta birisi bana oturup bizi izliyor demişti :)La bir get dedim.
@Bayraktar ustat, arıya dişilik ile hitap eden bir sureden bahsediyorum, bu kitap insan işi nasıl olsun?Kraliçe arının varlığı hangi yüzyılda bilindi?Tatlı ve tuzluı suyun karışmadığı hangi yüzyılda öğrenildi.Hem haşa Muhammed çölde bedevi olacak hem de bunları bilecek.Kendi içinde tezat bu...
Kuran ve bilim ilişkisine de değinelim tabiki.
 

Bayraktar

Doğayı Sev Xedos'u Öp!
Yönetici
Moderatör
Konum
İzmir
Araç Markası
Xedos 9
Hislerime tercüman tutuyorum seni :) :)
Hepimiz Ahura Mazda'nın müridleriyiz. :p

Diyebilir tabiki de... Onu dediği andan itibaren tartışılan konu, İslam dini olmaz artık... :)
Heh işte abi böyle bir durumda bizler şu hatayı yapıyoruz. Nedir bu?: İslamiyet'e inanmayan birine (karşıdaki inanmaya meyilli olsa bile) verdiğimiz örnek yine Kuran'dan oluyor. Ya sıkıntı burada başlıyor zaten. Adam ona inanmıyor sen ikna için oradan örnek veya delil veriyorsun? Adam ona inansa zaten Müslüman olur. Müslüman değil ki bu soruyu soruyor? :rolleyes: Sonra başlıyor kısır döngü. İşte burada olayı daha farklı yerlerden tutarak ikna etmek veya durumu anlatmak gerekiyor ve çoğunluğumuz da bu konuda dini babadan oğula geçen bir kültür olarak aldığımızdan dolayı başarılı olamıyoruz.

Dine göre "peygamber, xxx konusunda, tanrının yyy olarak belirttiğini, zzz kutsal kitabında belirtilmiştir" dedik karşımızdakine. Soruyor sonra haklı olarak "nerede yazıyor bu?" diye. Cevap: "kutsal kitapta". Kim belirtti? Cevap: "peygamber". Kimin sözünü? Cevap: "tanrının". Şimdi bu üçüne zaten bu adam inanmazken buradan örnekler vererek doğru yolu göstermeye çalışmak bizlerin en büyük eksikliği. O yüzden düşünerek, taşınarak, fikir yürüterek tanrıya ya da kutsal kitaplara inanmayan birinin "kendi düşüncesi konusunda" (doğru ya da yanlış) daha sağlam bastığını ve daha bilinçli olduğunu düşünüyorum. En azından adam düşünmüş, araştırmış ve bir şeyleri temellendirmiş; bizler ise sadece bir tane kitap var ve onu da okumamışız. Handikap çok fazla yani...
Hadi okuduk ve hepsine inandık. Burada da şu ortaya çıkıyor. Okumadan önce zaten inanmıyor muyduk? İnandığımız bir şeyi okurken ne kadar bizi kendinden uzaklaştırabilir veya ne kadar sorularımızı yanıtsız bırakabilirdi ki zaten? İnandığımız için mi tekrardan inanıyoruz; yoksa hepsi tüm sorulara yanıt verdi ve tüm yazılanlar mantıklı geldi de mi? Başka bir dine mensup olsaydık yine elimize aldığımız Kuran'ı okuyunca ya da dinle ilgili diğer argümanları araştırınca yine "evet, budur!" diyecek miydik?
Konuya dönersem: Ben dinler konusunda kesinlikle yeterli bilgiye sahip değilim. Az önce dediğim gibi tahmin ettiğim üzere "konunun açılış amacı" bir şeyi öğrenmek, bir inanca ulaşmak ise direk hedeften yani kutsal kitaplardan verilen örnekler işe yaramıyor, onu biliyorum... ;)
 

incirinaltı

Aktif
Konum
Hatay-Arsuz
Araç Markası
2014 Mazda3 Powersense
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-Sedan
  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan
  • #60
İbrahim -> peygamber
İbrahim'in oğulları (İshak ve İsmail) -> peygamber
İbrahim'in torunu (Yakub) -> peygamber
İbrahim'in torununun oğlu (Yusuf) -> peygamber

Bunu yeni öğrendim, bişeyi daha merak ediyorum bi araştırayım; peygamberler hep aynı coğrafyadan mı çıkmış...
 
Üst Alt