Gerçek Komik Hikayeler...

ezmocesteri

Seçkin Üye
Yönetici
Global Moderatör
Konum
Ankara
Araç Markası
2013 - Mazda 3 Dizel
Araç Renk ve Tip
Beyaz Sedan İmp.
Ekonomi Bakanı Zeybekci: “Milli gelirimiz 15 bin doları geçtiği zamanda çok farklı bir ülke olacağız. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu için bu coğrafya peşinden koşacak.

Türkiye gemisi o kadar büyük bir gemi haline dönüştü ki artık öyle ufak tefek dalgalardan etkilenmez hale geldi.”
 

hagakure

Aktif
Konum
İstanbul / Kadıköy
Araç Markası
2004 Mazda 6
Araç Renk ve Tip
Şampanya-Sedan
Ankara'ya kargo gönderilecek olup bunun için en iyi eleman bendeniz Naim dir.
Paket daha önceden hazırlanmış olup kartpostala yazılması gerekenler yazılıp güzelce paketlenir
Gönderilecek yerin adresi istenir
Adres : Mutluken Mahendra Ağaçseven sok. ...........

Mahendra dan malum jeep markasını çıkardınız değil mi? bende çıkardım ama yine hanıma sorayım dedim, sordum dedi ki,
- ee Kenedy cad. falan var ya o da öyle bir şeydir sağa sola garip isimler verip duruyorlar ..sen yinede doğrulat dedim o google bakayım dedi :)
- Buldum işte burada birsürü mahendra var,yetkili serviss yedek parçaa .. hanım o sakın şu malum Hint markası jeep olmasın :D
O Mahendra dediğimiz mahalle olamaz mı :D neyse adresi çözdük evden çıktım bi baktım benim guzunun üstünde kediler Mart antremanı yapıyor...
Uleeenn diye kovaladık ama mesai devam edicek galiba :D

Kargo şirketine gidilir adres verilir hanım kız der ki bu telefon numarası uzun buraya sığmıyor ( sistemdeki kutucuğa) eee ne yapayım kırpayım mı numarayı :D
Gönderdiğimiz dostumuz İngiltere de yaşar ve (kısa süreli ailesinin yanında Ankara dadır )haliyle oranın sim kartına sahip ve işi gereği tüm Dünya yı dolaşır ; ne yapsın iş için gittiği her ülkeden sim kartı mı alacak ..
Siz yazın oraya benim numaramı kargo paketinin üzerine de adres ile birlikte asıl numarayı el ile yazsanız olur herhalde :D

Hallettik şükür :) eve geldik guzunun üzerinde kimse yoktu, altında mı? valla bilmiyorum bakmadım sadece yağmur yağsın diye dua ediyorum :D
 

Murat Yılmaz

Kıdemli Üye
Konum
İstanbul
Araç Markası
Mazda 3 - 2011
Araç Renk ve Tip
Touring MY Editions
Geçenlerde özel bir okulun sahibi, önce mail attı, sonra faks çekti, ikisinede dönüş alamayınca aradı.

Özel okul işletiyor ve okuluna kitap bağışı istiyor.
Özel okullara bağış yapamıyoruz dedim sadece. Ama o an içimden geçenleri yazsam forum dolar taşar...

Resmen fıkra gibi olduk. Eskiden özel okullar kendilerine kardeş devlet okulu seçip ona destek olurlardı... Yeni Türkiye bu olsa gerek :)
 

mazdasever

Sessiz
Konum
Bursa
Araç Markası
Mazda 3
Araç Renk ve Tip
Siyah Sedan
YERİN RAHAT MI?
Tanışma aşamasında birlikte sinemaya giden erkek kadına sorar:
-“Yerin rahat mı?” der
–“Evet rahat”,
-Ekranı görebiliyor musun?
-“Evet” Kadın tam sevinir.
“Ne güzel sonunda öncelikli olarak başkasını düşünen, bencil olmayan birini buldum” diye tam sevinecekken..
-“Tamam o zaman, yer değiştirelim.”
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
YERİN RAHAT MI?
Tanışma aşamasında birlikte sinemaya giden erkek kadına sorar:
-“Yerin rahat mı?” der
–“Evet rahat”,
-Ekranı görebiliyor musun?
-“Evet” Kadın tam sevinir.
“Ne güzel sonunda öncelikli olarak başkasını düşünen, bencil olmayan birini buldum” diye tam sevinecekken..
-“Tamam o zaman, yer değiştirelim.”
Tam da ruh ikizimi buldum derken, ruh öküzü çıkmış enişte... :p
 

kadir

Aktif
Konum
İstanbul
Araç Markası
Mazda 3 A/T İmp. 2012
Araç Renk ve Tip
Karamio-Sedan
Denizin 1.günü

Kızımla plajdayım denize girmiyor ayaklarını sokup çıkarıyor oyuncakları ile oynuyor denize sokmak istediğimde kıyameti koparıyor.
Yüz üstü yattım denize elimi kaldırdım kızım kurtar beni diye bağırıyorum...

Oda ne koşa koşa geliyor suya aldırış etmeden geldi elimi tuttu çekmeye çalışıyor çok duygulandım...

2.gün denize gidiyoruz yanımızda @Murat abide var.

Oyuncaklarının içinde şnorkel var bu ne dedi?
@Murat abide başladı anlatmaya.
Bizim ki heeee dedi :)

Aradan 1-2 saat geçti yine yattım denizin üzerine elimi kaldırdım başladım bagırmaya kızım kurtar beni diye.

Bizimki ayaga kalktı 2-3 adım attı durdu , geri döndü oyuncaklarını kurcaladı şnorkeli aldı bana fırlattı babaaa bunu ağızına sok nefes al

:)
 
Son düzenleme:

mustafayk

Aktif
Konum
Bolu Merkez
Araç Markası
Nissan maxima 2.0
Araç Renk ve Tip
Gri-bronz
Denizin 1.günü

Kızımla plajdayım denize girmiyor ayaklarını sokup çıkarıyor oyuncakları ile oynuyor denize sokmak istediğimde kıyameti koparıyor.
Yüz üstü yattım denize elimi kaldırdım kızım kurtar beni diye bağırıyorum...

Oda ne koşa koşa geliyor suya aldırış etmeden geldi elimi tuttu çekmeye çalışıyor çok duygulandım...

2.gün denize gidiyoruz yanımızda @Murat abide var.

Oyuncaklarının içinde şnorkel var bu ne dedi?
@Murat abide başladı anlatmaya.
Bizim ki heeee dedi :)

Aradan 1-2 saat geçti yine yattım denizin üzerine elimi kaldırdım başladım bagırmaya kızım kurtar beni diye.

Bizimki ayaga kalktı 2-3 adım attı durdu , geri döndü oyuncaklarını kurcaladı şnorkeli aldı bana fırlattı babaaa bunu ağızına sok nefes al

:)
:kyfmyrn::kyfmyrn:
 

mazdacaner

Sessiz
Konum
Bolu
Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu… Erkek çocuğu bana döndü “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. Zengin mi? “Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu,gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız, fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı.Pişirdiğim patateslerin tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı, bir eşim vardı ve eşimin de bir işi… Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri,halının üzerindeydi halâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur unutuveririm ne denli zengin olduğumu…
 

Domestos

JaDeD
Yönetici
Global Moderatör
Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu… Erkek çocuğu bana döndü “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. Zengin mi? “Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu,gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız, fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı.Pişirdiğim patateslerin tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı, bir eşim vardı ve eşimin de bir işi… Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri,halının üzerindeydi halâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur unutuveririm ne denli zengin olduğumu…
Bu kadar denk gelir, aynı türden muhabbeti biraz önce arkadaşım ile yaptık... Mutsuzdu, dertleştik biraz... Oğlum istediği bölümü kazandı üniversitede, küçük oğlum, zeki çalışkan ve dersleri çok iyi durumda, fakat ben ve eşim özellikle mutsuz olmak için her gün evde hır gür içindeyiz dedi... Yazlığı var, kışlığı var, maddi sorunu yok, yediği önünde, yemediği de önünde... :) İstediği bir hayatı istediği şekilde yaşıyor, maddi sorunu yok ama mutsuzlar... Dedim, her şey herkese belirli ölçülerde nasip oluyor herhalde... Çekilecek çile varsa ve insan çekiyorsa, zenginlik, yoksulluk önemli değil işte...

:( :(
 

ezmocesteri

Seçkin Üye
Yönetici
Global Moderatör
Konum
Ankara
Araç Markası
2013 - Mazda 3 Dizel
Araç Renk ve Tip
Beyaz Sedan İmp.
Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu… Erkek çocuğu bana döndü “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. Zengin mi? “Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu,gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız, fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı.Pişirdiğim patateslerin tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı, bir eşim vardı ve eşimin de bir işi… Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri,halının üzerindeydi halâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur unutuveririm ne denli zengin olduğumu…
Bu kadar denk gelir, aynı türden muhabbeti biraz önce arkadaşım ile yaptık... Mutsuzdu, dertleştik biraz... Oğlum istediği bölümü kazandı üniversitede, küçük oğlum, zeki çalışkan ve dersleri çok iyi durumda, fakat ben ve eşim özellikle mutsuz olmak için her gün evde hır gür içindeyiz dedi... Yazlığı var, kışlığı var, maddi sorunu yok, yediği önünde, yemediği de önünde... :) İstediği bir hayatı istediği şekilde yaşıyor, maddi sorunu yok ama mutsuzlar... Dedim, her şey herkese belirli ölçülerde nasip oluyor herhalde... Çekilecek çile varsa ve insan çekiyorsa, zenginlik, yoksulluk önemli değil işte...

:( :(
Çağrışım yaptı, bu durumu hiç unutmam, daima şükür...

40572
 
Üst Alt