Her Gün 1 Yeni Bilgi

Rcm

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2010-Mazda 3 Impres AT
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-HB
#1
Burada her gün 1 yeni bilgi vererek bilmeyenleri bilgilendirmek bilenlerinde bilgilerinin taze kalmasına yardımcı olmak niyetiyle açılan bir konudur. Herkes hergün 1 paylaşım yapabilir. İlk paylaşımı yapmak istiyorum




'' Şamar oğlanı; herkesin azarladığı ve hıncını aldığı, sürekli suçlu bulunan ve tüm bunlar karşısında ‘gıkının çıkmadığı’ kimse anlamında kullandığımız bir deyim. Bir nevi ‘günah keçisi’ anlamına da gelen şamar oğlanı deyimin nerden geldiğini biliyor musunuz?

16. ve 17. yüzyıllarda feodal düzenin hakimiyeti sonucu, üst sınıf ve alt tabaka arasındaki uçurum iyice açılmıştı. Öyle ki soylu kesim, kendisini halktan çok üstün görüyor ve onlarla herhangi bir yakın temas kurmaktan kaçınıyordu.
Dolayısıyla saray mensubu ve asilzade çocuklarının halkın arasına karışıp, onlarla aynı dersliklerde eğitim almaları düşünülemezdi. Doğal olarak en iyi hoca ve alimler, saray, şato ve konaklara bu çocukların ayağına getiriliyordu.
Ancak o dönem eğitim sırasında dayak ve cezalandırma çok yaygındı ve tabi ki bu yöntemin soylu çocuklar üzerinde kullanılması mümkün değildi.
İşte buna çözüm olarak alt tabakadan olan bir çocuk, ders sırasında bu dayağı yemek için hazır bulunuyordu. Asilzade çocuğunun işlediği her hatada şamar ve sopayı bu çocuk yiyordu.
Diğer bir ayrıntı da, derse katılan bu halk çocuğunun birşeyler öğrenmemesi için sağır kimseler arasından seçilmesi ya da bilhassa bu iş için sağır edilmesiydi. Şamar Oğlanının İngilizcesi “Whipping boy” dur. ''
 

Rcm

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2010-Mazda 3 Impres AT
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-HB
#3
Dingo'nun ahırı
İstanbul'da ulaşım için atlı tramvayların kullanıldığı yıllarda iki at ile çekilen tramvaylara dik Şişhane yokuşunu çıkabilmesi için fazladan atlar koşulurdu. Azapkapı'da tramvaya eklenen takviye atlar, Taksim'de Dingo isimli bir Rum vatandaş tarafından işletilen ahırda dinlendirilir, sonra tekrar Azapkapı'ya götürülürlerdi. Gün içinde sürekli atların girip çıktığı ahırın, bu durumu dolayısıyla girenin çıkanın belli olmadığı veya her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için "Dingo'nun ahırı" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
 

Rcm

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2010-Mazda 3 Impres AT
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-HB
#4
Sarı Renkte Olan Mısır Patlayınca Neden Beyaz Olur?

Mısır, içeriğindeki suyun ısı nedeniyle yaptığı basıncın bir sonucu olarak patlar. Öz halindeki mısır taneciği ısıtıldığında, içeriğindeki su da buhar haline dönüşüp basınç yaratır ve bu basınç taneciğin kabuğunu zorlamaya başladığında da mısırı patlatır. Bu gerçekleştiğinde dışarı çıkan kabarık beyazlık ise tane içeriğindeki nişastadır. Rengi de nişasta içeriğinden dolayı beyaz olur. Mısırın içinde bulunan jelatin yapıdaki nişasta tanecikleri, nemden dolayı oluşan basınç nedeniyle patlamaz. Bunun yerine, genleşerek jel benzeri kabarcıklar haline gelirler. Daha sonra bu kabarcıklar birleşerek katılaşır ve sonuçta da şekilsiz beyaz patlaklar meydana gelir.
 

Domestos

(Veli Azak)
Yönetici
Global Moderatör
Konum
Aydın-Merkez
Araç Markası
Mitsubishi Space Star
Araç Renk ve Tip
Bakır Kırmızı-MPV
#5
Sarı Renkte Olan Mısır Patlayınca Neden Beyaz Olur?

Mısır, içeriğindeki suyun ısı nedeniyle yaptığı basıncın bir sonucu olarak patlar. Öz halindeki mısır taneciği ısıtıldığında, içeriğindeki su da buhar haline dönüşüp basınç yaratır ve bu basınç taneciğin kabuğunu zorlamaya başladığında da mısırı patlatır. Bu gerçekleştiğinde dışarı çıkan kabarık beyazlık ise tane içeriğindeki nişastadır. Rengi de nişasta içeriğinden dolayı beyaz olur. Mısırın içinde bulunan jelatin yapıdaki nişasta tanecikleri, nemden dolayı oluşan basınç nedeniyle patlamaz. Bunun yerine, genleşerek jel benzeri kabarcıklar haline gelirler. Daha sonra bu kabarcıklar birleşerek katılaşır ve sonuçta da şekilsiz beyaz patlaklar meydana gelir.
Evde mısır patlattığımızda ara ara ağzıma sıvıya temas etmiş gibi mısır taneleri gelir, demek ki, sebebi jelleşip kuruyan mısırların tam kuruyamayanlarının denk gelmesiymiş. :D
 
Konum
İstanbul
Araç Markası
2009 - Mazda 6
Araç Renk ve Tip
Lacivert - Sedan
#9
Rcm bilgiler çok enteresan ve hoş kaynağınıda paylaşırmısın :) zannımca konunun en fazla 1 ay ömrü var aksi halde kitap çıkartmanı canı gönülden isterim :)
 

Rcm

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2010-Mazda 3 Impres AT
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-HB
#10
Rcm bilgiler çok enteresan ve hoş kaynağınıda paylaşırmısın :) zannımca konunun en fazla 1 ay ömrü var aksi halde kitap çıkartmanı canı gönülden isterim :)
Kaynak tek bir yer değil. Paylaştığım şeyleri ben de yeni öğreniyorum, kendime de birşeyler katıyorum. Gittiği yere kadar devam edeceğim ama kitap büyüklüğünde fazla olacağını düşünmüyorum bende :)
 

Rcm

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2010-Mazda 3 Impres AT
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-HB
#12
Titanik batmadan tam 14 yıl önce kitabı yazılmıştır

1898 yılında yazılan kitap ve adı Titan. Evet ilk dikkat çeken benzerlik kitapta batan geminin adının Titan olması, gerçekte de Titanic olması. Ama sadece bununla kalmıyor!

1- Titanic için batmaz deniliyordu, kitapta Titan için de aynı ifadeler kullanılıyor
2- İkisinin de kapasitesi 3000 kişi
3- Titanic 14 Nisan 1912'de Kuzey Atlantik'in 400 mil açıklarında buzdağına çarparak batıyor. Kitapta anlatılan Titan da, tamamen aynı şekilde, bir Nisan akşamı, Atlantik'in 400 mil açıklarında buzdağına çarparak batıyor !!!
Kitabın yazarı kazadan sonra, bu kitabın fikri bana rüyamda geldi demiş.
 
Son düzenleme:

ezmocesteri

Kıdemli Üye
Yönetici
Global Moderatör
Konum
Ankara
Araç Markası
2013 - Mazda 3 Dizel
Araç Renk ve Tip
Beyaz Sedan İmp.
#13
Titanik batmadan tam 14 yıl önce kitabı yazılmıştır

1898 yılında yazılan kitabın adı Titan'ın Enkazı. Evet ilk dikkat çeken benzerlik kitapta batan geminin adının Titan olması, gerçekte de Titanic olması. Ama sadece bununla kalmıyor!

1- Titanic için batmaz deniliyordu, kitapta Titan için de aynı ifadeler kullanılıyor
2- İkisinin de kapasitesi 3000 kişi
3- Titanic 14 Nisan 1912'de Kuzey Atlantik'in 400 mil açıklarında buzdağına çarparak batıyor. Kitapta anlatılan Titan da, tamamen aynı şekilde, bir Nisan akşamı, Atlantik'in 400 mil açıklarında buzdağına çarparak batıyor !!!
Kitabın yazarı kazadan sonra, bu kitabın fikri bana rüyamda geldi demiş.
İşte bu ilgimi çekti :oops:
Tarihin en iyi filmlerinden, o bahsettiğin kitabı bulmam lazım, çok ilginç.
 
Beğeniler: Rcm

Rcm

Katılımcı
Konum
Ankara
Araç Markası
2010-Mazda 3 Impres AT
Araç Renk ve Tip
Kırmızı-HB
#17
Pabucu Dama Atılmak.

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alınmıştı. Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.
 

Domestos

(Veli Azak)
Yönetici
Global Moderatör
Konum
Aydın-Merkez
Araç Markası
Mitsubishi Space Star
Araç Renk ve Tip
Bakır Kırmızı-MPV
#20
Pabucu Dama Atılmak.

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alınmıştı. Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.
O dönemler bir başkaymış gerçekten, sadaka taşı varmış oraya para bırakılıyormuş ve ihtiyacı olan alıyormuş... Bu gün bu durumu düşünemiyorum bile... Ayrıca; günümüzde bu tür yaptırımlar uygulanmış olduğunu varsaydığımda gözümün önüne, geceleri damlardan hatalı ayakkabı toplayan dükkan çırakları geliyor... Maalesef.